Bir misafirliğe gittiğinizde çocuğunuzun hemen bacağınıza sarılması, parkta diğer çocukların arasına karışmak yerine kenardan izlemeyi tercih etmesi veya biri ona adını sorduğunda kafasını öne eğip sessiz kalması… Pek çok ebeveyn, çocuklarının bu çekingen davranışları karşısında derin bir endişeye kapılır. "Acaba içine kapanık mı büyüyecek?", "Kendini savunmayı öğrenemeyecek mi?" soruları zihinleri kurcalamaya başlar.
Oysa çocuk psikolojisinde utangaçlık, bir zayıflık veya düzeltilmesi gereken bir "davranış bozukluğu" değildir. Çoğu zaman bu durum, çocuğun dünyayı güvenli bir mesafeden gözlemleme ve adımlarını temkinli atma eğilimidir, yani bir mizaç özelliğidir. Nesmark Ebeveyn Bülteni’nin bu sayısında; çocuklarda utangaçlığın arkasındaki nedenleri, sosyal kaygı ile arasındaki farkı ve çocukları zorlamadan sosyal becerilerini nazikçe güçlendirmenin yollarını inceliyoruz.
Her çocuk dünyaya farklı bir "fabrika ayarı" ile gelir. Psikolojide biz buna mizaç diyoruz. Bazı çocuklar doğuştan dışa dönük, girişken ve yeniliklere hemen açıkken; bazı çocuklar ise yeni durumlara uyum sağlamak için zamana ihtiyaç duyarlar (yavaş alışan mizaç). Temkinli çocuklar, bir ortama girdiklerinde önce alanı tarar, tehlikeleri ve dinamikleri tartar, kendilerini güvende hissettiklerinde ise yavaşça bağ kurarlar.
Burada ebeveynlerin fark etmesi gereken en önemli çizgi, utangaçlık ile sosyal kaygı arasındaki farktır. Utangaç bir çocuk zamana bırakıldığında yavaş yavaş ortama ısınır ve oyun oynayabilir. Ancak sosyal kaygısı yüksek olan bir çocuk, akranları tarafından yargılanmaktan, hata yapmaktan veya rezil olmaktan aşırı derecede korkar. Bu korku, çocuğun günlük hayatını, okul başarısını ve arkadaşlık ilişkilerini tamamen engelliyorsa, işte o zaman üzerinde durulması gereken bir durum var demektir.
Çocukların sosyalleşme becerileri yaşa bağlı olarak olgunlaşır. Çocuğunuzdan yapamayacağı bir sosyal olgunluk beklememek adına aşağıdaki gelişim tablosunu göz önünde bulundurabilirsiniz:
| Yaş Grubu | Sosyal Gelişim Özelliği | Çekingenlik Durumu | Ebeveynin Yaklaşımı |
| 0 - 2 Yaş | Güvenli bağlanma dönemi. 8. aydan itibaren yabancı korkusu başlar. | Yabancı birini gördüğünde ağlama, anneden ayrılmak istememe. | Tamamen normal bir gelişim adımıdır. Zorla yabancıların kucağına vermeyin. |
| 3 - 6 Yaş | Akranlarla ilk etkileşimler. "Paralel oyun" döneminden grup oyununa geçiş. | Parkta çocukları uzaktan izleme, oyuna girmek için ilk adımı atamama. | Çocuğu zorlamayın. Küçük adımlarla evde oyun buluşmaları (playdate) ayarlayın. |
| 7 - 12 Yaş | Okul dönemi, sosyal kabul görme, grup kurallarına uyma arzusu ön plandadır. | Sınıfta parmak kaldırmaktan çekinme, tahtaya kalkarken utanma. | Hata yapmanın doğal olduğunu anlatın. Evde küçük topluluk önünde konuşma pratiği yapın. |
| 13 - 16 Yaş | Akran onayı hayati önem taşır. Beden imajı ve kimlik kaygıları zirvededir. | Topluluk önünde sunum yapmaktan kaçınma, sosyal ortamlardan tamamen uzaklaşma. | Eleştirmekten kaçının, kişisel sınırlarına saygı duyun ve dürüstçe dinleyin. |
Çocuğunuzun utangaçlığını aşmasını sağlamak, onu bir anda kalabalıkların ortasına itmekle olmaz. Bu durum kaygıyı daha da büyüterek travmatik bir deneyime dönüşebilir. Güvenli yaklaşım, adımları küçük tutmaktır:
Evlerde çocukların sosyal ilişkilerini yönetmeye çalışırken ebeveynlerin en çok yanıt aradığı soruları bir araya getirdik:
Kesinlikle hayır. Bir çocuğu, sırf "ayıp olmasın" diye amcasına, teyzesine veya bir aile dostuna zorla sarılmaya veya öpmeye zorlamak onun bedensel söz hakkını elinden alır. Çocuğunuza şu mesajı verirsiniz: "Yetişkinler senin bedeninde istedikleri gibi hak iddia edebilir." Sarılmak istemiyorsa el sallayabilir, uzaktan "merhaba" diyebilir. Çocuğun sınırlarına saygı duymak, gelecekte kendini istismardan korumasının da ilk adımıdır.
Öğretmeninden, çocuğunuzu tüm sınıfın önünde aniden tahtaya kaldırarak spot ışıklarının altına itmemesini rica edin. Bunun yerine, öğretmen çocuğun iyi bildiği bir konuda, sırasından kalkmadan cevaplayabileceği küçük sorularla başlayabilir. Başarı hissini tadan çocuk, zamanla daha büyük gruplara konuşma cesareti bulacaktır.
Çocuğunuz utangaçlığı nedeniyle okula gitmeyi tamamen reddediyorsa, akranlarıyla hiçbir şekilde göz teması kuramıyorsa, sosyal ortamlara gireceği zaman karın ağrısı, kusma veya titreme gibi fiziksel kaygı belirtileri gösteriyorsa ve bu durum aylardır değişmediyse, sosyal kaygı (sosyal fobi) olasılığına karşı bir çocuk psikoloğundan profesyonel destek almak en sağlıklı adım olacaktır.
Evet, maalesef tetikler. Çocuğun adına sipariş veren, parkta bir çocukla tartışmasın diye sürekli araya giren, onun yerine konuşan ebeveynlik tarzı, çocuğun sosyal beceri geliştirmesini engeller. Çocuk içten içe "Ben tek başıma bu dünya ile baş edemem, annem/babam olmadan yetersizim" mesajı alır. Çocuğun kendi sorunlarını çözmesi için ona rehberlik edin ama onun yerine işi üstlenmeyin.
Nesmark Notu: Her çiçeğin açma mevsimi ve hızı farklıdır. Kimi çocuk bir ortama girdiğinde hemen fırtına gibi eser, kimi çocuk ise bir köşede sessizce açmayı bekler. Çocuğunuzun mizacını değiştirmeye çalışmak yerine, onun temkinli ve gözlemci yapısına saygı duyun. Unutmayın, dünyanın girişken insanlara olduğu kadar, derinlemesine gözlem yapan, sakin ve hassas ruhlara da ihtiyacı var.