"Parkta oyuncağını arkadaşına vermedi, kendini yere attı", "Misafir çocuğunun elinden arabasını zorla aldı, çok mahcup oldum..." Özellikle oyun parklarında, anaokulu koridorlarında veya ev buluşmalarında ebeveynlerin en çok karşı karşıya kaldığı ve toplumsal baskı hissettiği anların başında paylaşma krizleri gelir. Çocuğunun bir eşyayı paylaşmak istememesi, anne babalar tarafından genellikle bir "bencillik" veya "uyumsuzluk" belirtisi olarak algılanır ve aceleyle araya girilip çocuk "Cömert olmaya" zorlanır.
Oysa çocuk psikolojisinde, belirli yaş dönemlerinde çocuğun kendi eşyasını sıkı sıkıya koruması ve kimseye vermek istememesi gelişimsel olarak son derece sağlıklıdır. Bir çocuğun paylaşabilmesi için öncelikle "mülkiyet" yani sahiplik kavramını tam olarak anlaması ve kendini güvende hissetmesi gerekir. Nesmark Ebeveyn Bülteni’nin bu sayısında; yaş gruplarına göre paylaşma bilincinin nasıl evrildiğini, çocukları zorlamadan cömertlik kasını nasıl güçlendireceğimizi ve sofra başındaki veya oyun alanındaki inatlaşmaları çözmenin yollarını inceliyoruz.
Erken çocukluk döneminde (özellikle 1.5 - 3 yaş arası) çocukların dünyayı algılama biçimi tamamen benmerkezcidir (egosantrik dönem). Bu yaşta çocuk, çevresindeki her nesneyi kendisinin bir uzantısı olarak görür. Onun lügatinde henüz "geçici olarak ödünç vermek" veya "sırayla oynamak" gibi soyut kavramlar yoktur. Bir oyuncağı arkadaşının eline verdiğinde, o oyuncağın bir daha asla geri gelmeyeceğini, tamamen yok olduğunu zanneder.
Dolayısıyla, mülkiyet duygusu henüz tam gelişmemiş bir çocuğun elinden oyuncağını zorla alıp bir başkasına vermek, onda cömertlik duygusu yaratmaz; aksine, eşyalarına karşı daha büyük bir kaygı ve koruma içgüdüsü (saldırganlık) geliştirir. Çocuğun paylaşabilmesi için önce "Bu oyuncak benim, bana ait ve ben izin verdiğimde başkası dokunabilir, işi bitince bana geri gelecek" güvenini dürüstçe deneyimlemesi gerekir.
Çocukların sosyal olgunluk seviyeleri yaş büyüdükçe oturur. Çocuğunuzdan yapamayacağı bir sosyal hamle bekleyip onu etiketlememek adına aşağıdaki gelişim tablosunu rehber edinmek faydalı olacaktır:
| Yaş Grubu | Paylaşma ve Mülkiyet Algısı | Kriz Anındaki Davranış | Ebeveynin Yaklaşımı |
| 1 - 3 Yaş | Dünyanın merkezi kendisidir. Gördüğü her şey "Benim!"dir. | Eşyayı saklama, arkadaşına vurma, elindekini hırsla geri çekme. | Zorlamayın. Yan yana ama bağımsız oynayabilecekleri paralel oyun ortamları kurun. |
| 4 - 6 Yaş | Mülkiyet kavramını anlar. "Sıra bekleme" ve "ödünç alma" fikirleri filizlenir. | Sırasını beklerken sabırsızlanma, uzun süre paylaşmama inatçılığı. | Zamanlayıcı (kum saati) kullanmak, "Paylaşmak eğlencelidir" provaları yapmak. |
| 7 - 12 Yaş | Adalet ve empati duygusu gelişir. Arkadaşlık ilişkileri her şeyin önüne geçer. | Adil paylaşım yapılmadığında hayal kırıklığı, grup kurallarına sıkı sıkıya bağlılık. | Kendi kararlarını almalarına izin vermek, takım oyunlarına yönlendirmek. |
| 13 - 16 Yaş | Sosyal yardımlaşma, soyut cömertlik ve toplumsal adalet bilinci oturur. | Kişisel eşyalarında (kıyafet, telefon) sınırların ihlal edilmesine sert tepki. | Özel alanlarına kesinlikle saygı duymak, fikirlerini ve sosyal projelerini desteklemek. |
Çocuğunuza sürekli "Paylaş yoksa seninle kimse oynamaz" diye baskı uygulamak evdeki ve dışarıdaki kaygıyı büyütür. Süreci daha güvenli ve doğal kılmak için şu adımları izleyebilirsiniz:
Çocuklarda mülkiyet bilinci ve paylaşma krizleri hakkında ebeveynlerin en çok yanıt aradığı soruları bir araya getirdik:
Hayır, her oyuncağı çift almak çocukların paylaşma ve sınır yönetimini öğrenmesini engeller. Evde her çocuğun kendine ait özel oyuncakları olabileceği gibi, ortak kullanılan (örneğin kutu oyunları, büyük lego setleri) "ev oyuncakları" da olmalıdır. Ortak oyuncaklarla oynanırken sıra ve süre kuralı işletilmeli, çatışma anlarında ebeveyn yargıç rolü üstlenmek yerine, "İkiniz de bu arabayı istiyorsunuz, bu sorunu kavga etmeden nasıl çözebiliriz?" diyerek çocukları çözüm üretmeye yönlendirmelidir.
Paylaşmaya aşırı zorlanan veya evde sınırlarına saygı duyulmayan çocuklar dışarıda kendilerini savunmakta zorlanabilirler. Çocuğunuza hakkını korumayı öğretin. Bir çocuk elinden oyuncağını zorla almaya çalıştığında, çocuğunuzun arkasına geçerek (ama onun yerine konuşmayarak) destek olun. Çocuğunuza, "Şu an onunla ben oynuyorum, işim bitince sana vereceğim" demesi için cesaret verin ve bu cümlenin evde provalarını yapın.
Ergenlik döneminde mülkiyet kavramı kimlik bütünlüğüyle eş değerdir. Gencin odası, kıyafetleri, günlüğü onun kişisel sınırlarıdır. Kardeşinin veya ebeveynin "Ne olacak canım yabancı mıyız?" diyerek onun eşyalarını izinsiz kullanması gende ciddi öfke patlamalarına yol açar. Evde kesin bir "İzin isteme" kuralı koyun. Kardeşine, büyüğün eşyalarını almadan önce mutlaka sorması gerektiğini öğretin ve bu sınıra siz de ebeveyn olarak saygı duyun.
Hayır, bu da diğer uçtaki bir problemdir. Bazı çocuklar grupta kabul görmek, arkadaşları tarafından sevilmek veya dışlanmamak için tüm eşyalarını, yiyeceklerini feda etme eğilimi gösterirler (onaylanma arzusu). Çocuğunuzda bu eğilimi görüyorsanız, evde onun "Hayır" deme hakkını destekleyin. Ona, "Arkadaşların seni eşyaların için değil, sen olduğun için seviyor. İstemediğin zaman hayır diyebilmek seni kötü bir arkadaş yapmaz" bilincini aşılayın.
Nesmark Notu: Paylaşmak, kalpten gelen bir şefkat eylemidir; zorlamayla, korkuyla veya mahcubiyetle inşa edilemez. Çocuğunuzun mülkiyet sınırlarına ev içinde ne kadar saygı duyarsanız, o da dış dünyadaki insanlarla eşyalarını bölüşecek o içsel güveni ve cömertliği o kadar rahat bulacaktır. Sabırlı olun; güvenle büyüyen çocukların kalbi her zaman paylaşmaya daha açıktır.