"Ödevinin başına oturtana kadar canımız çıkıyor", "Sürekli 'Eğer ödevini bitirirsen tablet oynayabilirsin' demekten yorulduk, ödül olmadan parmağını bile oynatmıyor..." Özellikle okul dönemlerinde her akşam binlerce evde benzer senaryolar yaşanır, sofra başları veya çalışma masaları birer çatışma alanına dönüşür. Çocuğun sorumluluklarını isteksizce yapması veya tamamen ertelemesi, anne babalar tarafından genellikle bir "tembellik" veya "ilgisizlik" belirtisi olarak algılanır ve aceleyle dışsal ödüller veya cezalar devreye sokulur.
Oysa çocuk psikolojisinde, sürekli ödül veya ceza ile bir işi yaptırmaya çalışmak, uzun vadede çocuğun o işe karşı olan gerçek merakını ve sorumluluk duygusunu yok eder. Bir çocuğun kendi isteğiyle ders çalışabilmesi veya sorumluluk alabilmesi için öncelikle "içsel motivasyon" yani dışarıdan bir baskı veya hediye olmadan, sırf başarmış olmanın veya öğrenmenin verdiği tatmin duygusunu geliştirmesi gerekir. Nesmark Ebeveyn Bülteni’nin bu sayısında; yaş gruplarına göre motivasyon yapısının nasıl evrildiğini, çocukları zorlamadan ödev krizlerini nasıl çözeceğimizi ve kalıcı başarı kasını güçlendirmenin yollarını inceliyoruz.
Modern ebeveynlikte sıkça düşülen tuzaklardan biri, çocuğu harekete geçirmek için sürekli rüşvet (ödül) yöntemine başvurmaktır. "Matematik ödevini bitirirsen dondurma yiyebilirsin" ya da "Kitap okursan oyun oynayabilirsin" gibi yaklaşımlar, kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede çocuğun zihninde şu tehlikeli kodlamayı yapar: "Demek ki matematik ödevi ve kitap okumak o kadar kötü, o kadar katlanılması zor şeyler ki, karşılığında bana dondurma veya oyun gibi büyük bir ödül teklif ediliyor."
Bu durum, çocuğun içindeki doğal öğrenme ve keşfetme arzusunu (içsel motivasyonu) baltalar ve onu tamamen "dışsal motivasyona" bağımlı hale getirir. Ödül ortadan kalktığı an, çocuk o davranışı sergilemeyi tamamen bırakır. Çocuğun kalıcı olarak başarılı olabilmesi için önce "Ben bu soruyu kendi çabamla çözebiliyorum, zorlandım ama pes etmedim ve başardım" duygusunun getirdiği o içsel gururu dürüstçe deneyimlemesi gerekir.
Çocukların sorumlulukları algılama ve yerine getirme becerileri yaş büyüdükçe olgunlaşır. Çocuğunuzdan yapamayacağı bir zihinsel disiplin bekleyip onu suçlamamak adına aşağıdaki gelişim tablosunu rehber edinmek faydalı olacaktır:
| Yaş Grubu | Motivasyon ve Başarı Algısı | Okul/Ödev Alanındaki Davranış | Ebeveynin Yaklaşımı |
| 3 - 6 Yaş | Dünyayı oyunla öğrenir. Sorumluluk kavramı tamamen somut rutinlere bağlıdır. | Etkinliği yarıda bırakma, sıkılınca masadan kalkma, kurallara uymakta zorlanma. | Süreci oyuna çevirin. "Bakalım legoları kim daha hızlı kategorilerine ayıracak?" gibi eğlenceli yaklaşımlar sergileyin. |
| 7 - 12 Yaş | Okul hayatı başlar. Öğretmen onayı ve arkadaş kıyaslaması ön plana çıkar. | Ödevi son dakikaya bırakma, "Unuttum" bahanesine sığınma, ders başında sık sık kalkma. | Sabit bir ders çalışma alanı ve saati oluşturun. Büyük ödevleri küçük, yönetilebilir parçalara bölün. |
| 13 - 16 Yaş | Gelecek kaygısı, kimlik arayışı ve özerklik arzusu zirvededir. | Ders çalışmayı tamamen reddetme, aileye meydan okuma, okul başarısında ani düşüşler. | Baskıcı ve denetleyici olmak yerine rehber olun. Kararları ve sonuçların sorumluluğunu gence devredin. |
Çocuğunuza sürekli "Dersinin başına geç", "Ödevini yapmazsan öğretmeninden azar işitirsin" diye baskı uygulamak kaygıyı ve direnci büyütür. Süreci daha güvenli ve doğal kılmak için şu adımları izleyebilirsiniz:
Evlerde çocukların okul başarılarını ve ödev rutinlerini yönetmeye çalışırken ebeveynlerin en çok yanıt aradığı soruları bir araya getirdik:
Kesinlikle hayır. Eğer çocuğunuz ödevini yapmadığı veya unuttuğu için arkasından siz tamamlar ya da çantasını onun yerine eksiksiz hazırlarsanız, çocuk sorumsuzluğunun getirdiği doğal sonuçlarla hiçbir zaman yüzleşemez. Ödevini yapmadığında okulda öğretmeniyle yaşayacağı o küçük mahcubiyet, sizin evde vereceğiniz yüzlerce nasihatten çok daha eğiticidir. Bırakın sorumluluk almamanın sonucunu dürüstçe deneyimlesin.
Büyük ve maddi ödüllerden kaçınmalısınız. Her yüksek nota para veya pahalı bir hediye koyarsanız, çocuk sadece o hediyeye ulaşmak için ders çalışır ve bir süre sonra ödülün miktarı onu tatmin etmemeye başlar. Başarıyı kutlamak güzeldir; ancak bunu maddi nesnelerle değil, ailece çıkılacak keyifli bir kutlama yemeğiyle, sinemaya gitmekle veya "Bu başarını hak ettin, gel birlikte güzel bir hafta sonu planı yapalım" diyerek manevi paylaşımlarla taçlandırmak çok daha sağlıklıdır.
Bu durum genellikle çocuğun hata yapma korkusundan veya ebeveynin yoğun ilgisini bu yolla güvenli hale getirme isteğinden kaynaklanır. Kademeli olarak geri çekilin. Ödevin başında "Ben ilk iki soruyu yaparken yanındayım, sonra mutfakta akşam yemeğini hazırlıyor olacağım. İlk sayfayı bitirdiğinde yanıma gel, birlikte kontrol edelim" diyerek ona alan bırakın ve bağımsız başarma duygusunu tatmasını sağlayın.
Ergenlik döneminde akademik başarıda dalgalanmalar yaşanması oldukça yaygındır. Ona çocuk gibi sürekli "Ders çalış" emirleri vermek sadece aranızdaki iletişimi zedeler ve ters teper. Onunla güç savaşına girmeden, sakin bir zamanda konuşun: "Bu dönem notlarında bir düşüş olduğunu fark ettim. Seni zorlayan, kafanı karıştıran bir durum mu var? Sana destek olmamı ister misin?" diyerek yargılamadan, güven veren bir rehber olarak yanında durun.
Nesmark Notu: Bir çocuğun hayatına bırakabileceğiniz en büyük başarı mirası, ona her zaman yüksek notlar aldırmak değil; zorluklar karşısında pes etmemeyi, öğrenmenin keyfini ve kendi sorumluluklarını tek başına üstlenebilme cesaretini kazandırmaktır. Sabırlı olun; çabası desteklenen ve ev içinde güvenle büyüyen çocukların içsel ışığı, onları her zaman kalıcı başarıya ulaştıracaktır.